Dünya Tanıdı, Beşiri Tanımadı
TERCAN ATILĞAN

Dünya Tanıdı, Beşiri Tanımadı

Bu içerik 41 kez okundu.

Dünya Tanıdı, Beşiri Tanımadı: Bir Değerin Görmezden Gelinme Hikâyesi
Bazı insanlar vardır; yalnızca kendi hayatlarını değil, ait oldukları coğrafyanın kaderini de değiştirecek potansiyele sahiptir. Onlar bulundukları yerden çok daha büyük bir ufka bakar, sınırları aşar ve dünyaya seslenir. Ancak ne yazık ki her coğrafya, bağrından çıkan bu değeri tanımaya ve sahiplenmeye cesaret edemez. İşte Yusuf Baran’ın hikâyesi, tam da bu acı gerçeğin adıdır: Dünya tanıdı, Beşiri tanımadı.
Bugün Yusuf Baran, dünyaca tanınan, genç yaşına rağmen bilim ve diplomasi dünyasında saygı uyandıran, uluslararası başarılarıyla adından söz ettiren bir bilim lideridir. Bilim çevreleri onu tanıyor, akademik platformlar ona inanılmaz saygı duyuyor. Ancak bütün bu başarıların karşısında, kendi memleketi Beşiri’nin sergilediği tutum ne yazık ki sessizliktir. Bu bir unutkanlık değildir; bu, açık bir duyarsızlık, hatta bilinçli bir görmezden gelme hâlidir.
Yusuf Baran’ın asıl talihsizliği, zorluklardan geçmesi ya da mücadele etmesi değildir. Asıl talihsizliği, Beşirili olmasıdır. Çünkü eğer Kayserili, Trabzonlu, Konyalı ya da ismi daha büyük şehirlerle anılan bir yerin evladı olsaydı; bugün adı çoktan ana caddelere, bulvarlara, meydanlara verilmişti. Açılış törenleri düzenlenir, protokol sıraları dolup taşar, nutuklar atılırdı. Ama Beşiri söz konusu olunca, başarı bir anda görünmez oluyor.
Sorulması gereken soru son derece nettir:
Beşiri’de cadde mi yok? Sokak mı yok? Meydan mı yok? Okul mu yok?
Elbette var. Ancak mesele mekân değil, mesele vizyondur. Bir ismi bir caddeye vermek, sadece bir tabela asmak değildir; bu, bir duruş, bir zihniyet ve bir gelecek tasavvurudur. Beşiri ise karar vericileri ile bu duruştan ısrarla kaçmaktadır.
20 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle Sayın Vali’nin gazetecilerle bir araya geldiği programda, Prof. Dr. Yusuf Baran’ın adının bir caddeye verilmesini teklif etmeyi düşündüm. Fakat insan ister istemez şu soruyla yüzleşiyor: Böyle bir teklif karşılık bulur mu? Yoksa her zamanki gibi “yeri değil, zamanı değil” bahaneleriyle mi geçiştirilir? Beşiri’de yıllardır değişmeyen tek şey, bu bahaneler değil midir?
Gerçek şudur:
Böyle insanlar dünyaya yüz yılda bir gelir.
Ve kaderin garip bir cilvesi olarak bu büyük değer Beşiri’ye denk gelmiştir. Ancak Beşiri, bu değerin ağırlığını taşıyamamış, onu sahiplenememiştir. Çünkü bu topraklarda ne yazık ki başarıya karşı bir mesafe, hatta zaman zaman bir tahammülsüzlük vardır.
Kürtçe çok anlamlı bir söz vardır:
“Giyayê hewşê tahle ye.”
Yani “Avludaki ot acıdır.”
İnsan, yanı başındaki değeri küçümser, uzağı yüceltir. Prof. Dr. Yusuf Baran’a yapılan tam olarak budur. Suçu neydi? Kendi toprağında doğmak mı? Beşirili olmak mı?
Oysa Prof. Dr. Yusuf Baran’ın adının bir caddeye verilmesi, sadece sembolik bir jest olmazdı. Bu, Beşiri’de büyüyen çocuklara verilmiş güçlü bir mesaj olurdu: “Bu topraklardan da dünya çapında bilim insanı çıkar.” Her gün o caddeden geçen bir çocuk, tabeladaki isme bakar ve hayal kurardı. Belki de yarının bilim insanları, liderleri o tabelanın gölgesinde yetişirdi.
Ama biz ne yapıyoruz? Değerlerimizi ya hayattayken yok sayıyor ya da başkaları sahip çıktıktan sonra hatırlıyoruz. Başarıyı uzaktan alkışlıyor, yakından susuyoruz. İş işten geçince de “bizim evladımızdı” demekle yetiniyoruz. Bu ne vefadır ne de onur.
Beşiri bugün betonla değil, küçük hesaplarla, vizyonsuzlukla ve suskunlukla yönetilmektedir. Cesaret yerine sessizlik, sahiplenme yerine görmezden gelme tercih edilmektedir. Oysa bir toplum, kendi değerlerine sırtını döndüğü anda küçülür. Kendi evladını tanımayan bir yer, başkalarından saygı bekleyemez.
Dünya Yusuf Baran’ı tanıdı. Bilim dünyası onu bağrına bastı.
Peki Beşiri ne yaptı? Başını kuma gömdü.
Bu yazı bir sitem değil, bir hesap sorma metnidir.
Ve kaybeden maalesef Beşiri oluyor. 
Çünkü Prof. Dr. Yusuf Baran zaten küresel bir lidere dönüşmüştü. Adını Beşiride yaşatmak her Beşirilinin, hepimizin sorumluluğudur. 

Yusuf Baran kim midir?
Prof. Dr. Yusuf Baran, 1977 Beşiri doğumludur. İlk orta ve lise eğitimini Beşiride tamamladı. 
1998 yılında Dicle Üniversitesi, Biyoloji Öğretmenliği’nden mezun oldu. Yüksek Lisans derecesini 2002 ve Doktora derecesini 2006 yılında ODTÜ’den aldı.
Dr. Baran 40’ın üzerinde araştırma projesi yürüttü ve 500’ün üzerinde bilimsel eser yayınladı. 
Birleşmiş Milletler, Avrupa Parlamentosu, Dünya Ekonomik Forumu, UNESCO, G20 Araştırma Bakanları Zirvesi gibi çok önemli toplantılara davet edildi ve 1000’in üzerinde konferans verdi.
Dr. Baran’ın 100’ün üzerinde ulusal ve küresel ödülü bulunmaktadır.
Bu ödüllerden bazıları;
2013 Yılında, Dünya Ekonomik Forumu’nun her yıl tüm dünyadan "akademik mükemmeliyet, topluma hizmet ve bilim ile dünyayı değiştirme potansiyeli" bulunan 40 yaşın altındaki 40 lider genç bilim insanına verdiği “Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü”nü aldı ve bu ödülü ülkemizden alan ilk bilim insanı oldu. 
2014 yılında Uluslararası Genç Liderler ve Girişimciler Derneğinden “Bilimsel Önderlik Alanında Türkiye’nin en Başarılı İnsanı Ödülü”nü aldı.
2021 yılında Hacettepe Üniversitesi’nden Onur Ödülü, 2017 Yılında Türk Eczacılık Akademisi’nden Teşvik Ödülü, 2016 yılında Deneysel Hematoloji Derneği’nden “Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü”nü, 2014 yılında İstanbul Teknik Üniversitesinden, 2013 Yılında Bilim Kahramanları Derneği’nden “Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü”nü, 2012 yılında Kocaeli Üniversitesinden Teşvik Ödülünü ve 2010 yılında Moleküler Kanser Araştırma Derneği’nden ayılın Kanser Araştırmacısı Ödülünü ve Türkiye Bilimler Akademisi’nden “Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü”nü aldı.
2016 yılında, Dünya Bilimler Akademisinin “Bilim ve Diplomasi Programına”; 2018 yılında ise Amerika’dan “Bilim Diplomasisi ve Liderlik Programına”na Seçilim Onuru”nu aldı ve bu onuru ülkemizden alan ilk ve tek bilim insanı oldu. 
Türkiye inovasyon üstün başarı ödülleri kapsamında 2021 yılında “Yılın Bilim Lideri Ödülü” ve 2024 yılında “ Yılın Girişimci Lideri” ödülünü aldı.
2023, 2024 ve 2025 Yıllarında ÜNİAR tarafından yapılan öğrenci memnuniyet araştırmasında Türkiye birincisi, ikincisi ve birincisi oldu ve her üç yıl da rektör performansında “Altın Madalya” aldı.
2023 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kurulan Dünya Bilimler Akademisi’nin tüm dünyadan beş kişiye verdiği “Yılın Bilim Diplomasi Ödülü”nü aldı ve bu ödülü ülkemizden alan ilk ve tek bilim insanı oldu. 
2024 yılında Yükseköğretimin Oskarı olarak bilinen ve Londra merkezli Times Higher Education tarafından verilen “Liderlik ve Yılın Yönetim Ekibi Ödülü”nü aldı ve bu ödülü ülkemizden alan ilk ve tek bilim insanı oldu. 
Yusuf Baran, 28 Kasım 2018 tarihi itibariyle İYTE Rektörü ve Teknopark İzmirin CEOsu olarak görev yapmaktadır.
Prof. Dr. Yusuf Baran Rektörlüğünü yaptığı İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünü pek çok  eksende Türkiye’nin ve dünyanın zirvesine taşıdı. 
Yönetim kurulu başkanı olduğu Teknopark İzmirin yüksek teknoloji ihracatını yedi yılda 130 kat artırarak 200 Milyon doların üzerine çıkardı.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
BELEDİYEDEN TALEP ETTİLER, ÇÖZÜM BULDULAR
BELEDİYEDEN TALEP ETTİLER, ÇÖZÜM BULDULAR
Çatı yangınında 8 araç ve 30 itfaiye personeli görev aldı
Çatı yangınında 8 araç ve 30 itfaiye personeli görev aldı